17 Temmuz 2010 Cumartesi

KRATYLOS - PLATON

* Madem ki konuşmak şeylerle ilgili bir aksiyondur, öyleyse adlandırmak da bir aksiyondur. (Sokrates'e göre, dil, insanların birbirleriyle anlaşmalarını sağlayan bir araç olmaktan çok, onların şeylerle ilişki kurmalarına yarayan bir aktivite şeklidir. Hiç değilse başlangıçta böyleydi.)

* Bütün kahramanlar, ya bir tanrı ile bir ölümlü kadının, ya da bir ölümlü erkekle bir tanrıçanın aşkından doğmuşlardır. Bu adı, bir de eski attike dilinin ışığında incelersen, bunu daha iyi anlarsın: çünkü o zaman bu adın aşk'tan (eros) -kahramanların (heros) doğuşlarını borçlu oldukları aşktan- türeme olduğunu, yalnızca şekil bakımından ufak bir değişikliğe uğramış olduğunu görürsün.

* ... bu 'anthropos' adı; gördükleri şeyi gözlemlemekten, onun üzerinde düşünmekten, onu incelemekten aciz olan hayvanların aksine olarak, insanın bir şeyi görür görmez -epope'nin anlamı da budur zaten- hemen onu incelemeye ve onun üzerinde düşünmeye başladığı anlamına gelir. Bu nedenledir ki, pek haklı olarak, varlıklar arasında yalnız insana 'anthropos' adı verilmiştir: Çünkü o, gördüğü her şeyi inceler (anathron ha epope).

* SOKRATES: Bedenin doğasını tümüyle muhafaza eden ve taşıyan, böylece onu yaşatan ve hareket ettiren sence nedir? Ruh değil mi?
HERMOGENS: Elbette o.
SOKRATES: Peki, ya bütün öteki varlıkların doğasını? Bütün öteki varlıkların düzen veren ve onları muhafaza eden şeyin, bir akıl, bir ruh olduğuna, Anaksagoras'la birlikte inanmıyor musun?
HERMOGENES: İnanıyorum.
SOKRATES: Öyleyse, doğayı (phusis) taşıyan (okhei) ve muhafaza eden (ekhei) bu güce 'phusekhe' denmesi doğru olurdu. Ama, kulağa daha hoş gelen bir deyişle, ona psukhe de denebilir.

* Bazıları, bedeni (soma), ruhun halen içinde gömülü bulunduğu mezar (sema) diye tanımlıyorlar. (Sokrates Gorgias'ta, bilgin bir kişiden, bizim şimdiki hayatımızın bir ölüm, bedenin de bir mezar olduğunu işittiğini söyler. Bu kişi muhtemelen Philalolas'tır. Orpheusçulara atfedilen etimolojisi konusunda Sokrates, Mysterler'de söylenen bir formülü hatırlatır: 'Biz insanlar bir çeşit zindanda bulunuyoruz, buradan ne çıkabilir, ne de kaçabiliriz.') Başka bazıları ise, ruh, tezahürlrini beden vasıtasıyle gösterdiğine göre, buna haklı olarak, işaret (sema) denildiğini söylüyorlar. Ama, bana öyle geliyor ki, bu adı bulanlar, orpheusçulardır ve onlar, bunu, ruhun işlediği günahların kefaretini ödemekte olduğu ve bu nedenle bir hapishaneye benzeyen bedenin dört duvarı içinde muhafaza (sozetai) altında tutulduğu düşüncesiyle yapmışlardır. Yani beden (soma), adının da gösterdiği gibi, ruhun zindanıdır (soma=zindan) ve ruh borcunu ödeyinceye kadar orada kalacaktır. (O zaman intihar da firar olsa gerek.) Dolayısıyla, kelimenin tk bir hecesini bile dğiştirmeye gerek yoktur.

* Düşünce (phronesis), hareketin ve akışın zihin tarafından kavranmasıdır (phoras onesis). Onu, hareketin yardımcısı (phoras onesis) olarak da anlayabiliriz. Her halükarda, o, hareketle ilişkilidir.

* 'Delia' ruhu güçlü bir şekilde bağlayan bir bağı ifade eder, çünkü lian (çok) bir güç demektir. Bu durumda, korkaklık (deilia) bir bağdır (demos), ruhu bağlayan güçlü (lian) ve son derece kudretli bir bağ.

* Ania (keder); hareketi engelleyen (an-ineai) şeydir.

* 'Euphrosune'yi (neşe) açıklamaya gerek yok; onun, adını ruhun -eşyanın (şeylerin) hareketine sıkıca uydurulmuş (eu sompheresthai)- hareketinden almış olduğunu herkes kolayca görür.

* Ad, taklit edilen ve adlandırılan şeyin sesle yapılmış bir tür taklididir. Burada, bir şeyi taklit etmek için ses kullanılıyor.

* İnsanın kendi kendini aldatması kadar tehlikeli bir şey olamaz: seni aldatmaya hazır kişi, bir an bile uzaklaşmadan hep yanıbaşında durursa, bundan daha korkunç bir durum olabilir mi?

* SOKRATES: İmaj ve demin sözün ettiğimiz şey (Bu sözler, Aristoteles'in, idealar teorisinin şeyleri gereksiz yere çiftleştirdiği eleştirisine adeta önceden verilmiş bir cevap gibidir. Platon'a göre şeyler, yani ideaların imajları bunların ikiz eşi değildirler.) için başka türlü bir doğruluk aramamız ve ayrıntının yokluğu veya ilavesi ile imajın mutlaka ortadan kalkacağı fikrine kapılmamamız gerekiyor. İmajların, imajı oldukları objelerle aynı içeriğe sahip olmaktan ne kadar uzak olduklarının farkında değil misin?
KRATYLOS: Farkındayım.
SOKRATES: Eğer adlar, adları oldukları objelerin tıpatıp benzeri olsalardı, herhalde bunları hayli gülünç duruma sokarlardı. O zaman her şey çift olur ve biz, bunlardan hangisi objenin kendisi, hangisi onun adı ayırt edemezdik.

* SOKRATES: ... bizatihi güzel diye bir şeyin bulunduğunu ve her bir varlık için de bunun böyle olduğunu söyleyebilir miyiz, söyleyemez miyiz?
KRATYLOS: Evet Sokrates, bence söyleyebiliriz.
SOKRATES: Öyleyse, bu bizatihi şeye bir bakalım -bir yüz veya aynı cinsten herhangi bir obj güzel mi değil mi, akıp gidişe tabi mi değil mi, bunu bilmek için değil; fakat güzelin kendisinin, bizatihi güzelin ne olduğunu bilmek için. İmdi, bu bizatihi güzelin daima kendi kendisinin benzeri olarak kaldığını söyleyemez miyiz?
KRATYLOS: Zorunlu olarak söyleriz.
SOKRATES: O, eğer durmadan geçip gidiyorsa, önce bir türlü iken, hemen sonra başka bir nitelik alacak demektir ki, bu durumda onu doğru olarak adlandırmak nasıl mümkün olur? Biz daha ağzımızı açarken, o hemen başkalaşıp, elimizden sıyrılmaz, aynı halde olmaktan çıkıvermez mi?
KRATYLOS: Kesinlikle öyle olur.
SOKRATES: Öyleyse hiçbir zaman aynı halde olmayan şeye nasıl varlık izafe edebiliriz? Eğer o, herhangi bir an aynı halde kalacak olursa, en azından o an için, yerinde hareketsiz duracağı açıktır ve eğer o, daima aynı halde kalıp, daima aynı olsaydı, kendi formunu terk etmeden nasıl değişebilir veya hareket edebilirdi?
KRATYLOS: Kesinlikle öyle olur.
SOKRATES: Üstelik o hiçbir kimse tarafından bilinemezdi de. Çünkü kim onu bilmeye teşebbüs edecek olsa o, o an, başka ve farklı bir şey olur ve bu yüzden onun ne olduğunu ya da ne halde bulunduğunu bilmeye artık imkan kalmazdı (Herakleitos?) Apaçıktır ki, hiçbir bilgi, eğer objesi belirlenmemiş bir halde ise onu bilemez.
KRATYLOS (Nam-ı diğer emme basma tulumba) : Doğru söylüyorsun.
SOKRATES: Eğer her şey değişir, hiçbir şey olduğu gibi kalmaz olursa, Kratylos, o zaman muhtemeldir ki bilgi diye bir şey de artık söz konusu olamaz. Çünkü, bilgi adını verdiğimiz bu şey, eğr değişerek bilgi olmaktan çıkmazsa, bilgi her zaman için varlığını sürdürür ve bilgi diye bir şey olur. Ama, bilginin bizzat formu değişecek olursa, bilgi, bilgi formundan başka bir forma dönüşmüş olur ki, bu durumda artık ortada bilgi diye bir şey kalmaz. Ve de eğer bilgi formu sürekli değişiyorsa, bu takdirde hiçbir zaman bilgi olmaz; yani ortada ne bilecek bir süje, ne de bilinecek bir obje kalır. Ama, bunun aksine, bilen de, iyi de, tek tek varlıkların herbiri de her zaman için varsa, şu an sözünü ettiğimiz şey, bana hiç de bir akışa, bir hareketliliğe benzer bir yanı varmış gibi görünmez. Şimdi, bu hakikaten böyle midir, yoksa hakikat ötki teoride, Herakleitos ekolünün ve başka birçok kişilerin (özellikle sofistlerin ve en başta Protogoras'ın) teorisinde midir? Korkarım, aydınlatılması zor bir nokta bu. İnsanın, adlara ve onların yaratıcılarına tam bir güvenle, kendini ve ruhunu adların aracılığına teslim etmesi; ve bir şeyler biliyormuş gibi, kendisinde ve şeylerde hiçbir istikrar bulunmadığına hükmederek, her şeyin aktığını ve bir çamur tortusu gibi kayıp gittiğini ileri sürmesi; kısaca, şeyleri tıpkı nezleli kişiler gibi tasavvur edip, her şeyin akıntı illetine tutulmuş olduğuna hükmetmesi pek akıllıca bir iş değildir belki. Gerçi, aslında bu böyle olabilir, Kratylos; ama, olmayabilir de. Onun için, cesaretle ve usulü dairesinde (yok böyle bir çeviri!) bir araştırmaya giriş, hiçbir şeyi iyice düşünüp taşınmadan benimseme -çünkü, sen henüz gençsin, çiçeği burnunda çağdasın- ve iyice araştırdıktan sonra, uygun görürsen, buluşlarını bana da bildir.


NOT 1: Kalın puntolu kısımlar, metne düşülen dipnotlardır. Dipnotların çevirene mi ait olduğu, yoksa başka bir kaynaktan mı alıntılandığı kitapta belirtilmemiştir.
NOT 2: İtalik harfli kısımlar ise, tahmin edilebileceği gibi şahsi zırvalamalarımdır.




KRATYLOS-PLATON
Sosyal Yayınlar
Çevien: Cenap KARAKAYA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder